Diyalog ve Müzakereye Çağırıyoruz!

14 Ekim 2014

Denge ve Denetleme Ağı olarak, ülkemizde son günlerde yaşanan şiddet olayları ile ilgili büyük bir kaygı duymaktayız. Şu ana kadar, resmi rakamlara göre 35 insanın hayatını kaybetmesine yol açan olayları üzüntüyle karşılıyor, bir daha olmaması temennisiyle, kınıyoruz. Olayların yatışması ve toplumda kalıcı barışın sağlanması için ilgili taraflara çağrıda bulunuyor, aşağıdaki adımların atılmasını öneriyoruz:

Sağduyu ve Uzlaşı Çağrısı Yapılmalıdır

Aynı sınırı paylaştığımız Kobani ve komşu ülkelerde yaşanan bölgesel ve çok boyutlu olaylar ülkemizi de etkilemektedir. Çatışma ortamının bir an önce durdurulması, toplumun huzur ve güvene kavuşması için, bütün siyasi aktörler, kanaat önderleri ve karar vericiler, toplumu sağduyuya ve uzlaşıya çağırmalıdır. Kriz dönemlerinde, devlet başta olmak üzere bütün siyasi partilerin, yapıcı bir dil kullanarak, vatandaşlar için güven ortamını yeniden tesis etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu noktada medyaya da özel bir sorumluluk düşmektedir. Medya tarafsız haberler ile kamuoyunu doğru bilgilendirmelidir.

Çözüm Süreci ve Demokratikleşme Bir Bütün Olarak Ele Alınmalıdır

Demokratikleşme; özgürlük, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlık hakları da dahil olmak üzere, insan haklarına saygıyı garanti altına alacak, kuvvetler ayrılığı ve güçlü bir denge ve denetleme sisteminin sağlanmasıyla mümkündür. Bu doğrultuda çözüm süreci ve demokratikleşmenin sağlanabilmesi için yeni ve sivil bir Anayasa’nın şart olduğunu düşünüyoruz. 2014 Avrupa Birliği Türkiye İlerleme Raporunda’da belirtildiği gibi, Venedik Komisyonu’yla da etkin bir istişare yürütülerek, demokratik, çoğulcu ve kapsayıcı bir Anayasa yapım süreci yürütülmelidir.

Çözüm Süreci Devam Etmeli, Somut Adımlar Atılmalıdır

Kamuoyu çözüm sürecinin ve yol haritasının ne olduğunu bilmemektedir. Sürece ilişkin yol haritası, şeffaflık ilkesi gereğince kamuoyuyla paylaşılmalı, somut bir takvime dayandırılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) sürece dahil edilmeli ve sivil toplum kuruluşları da kolaylaştırıcı rol oynamalıdır. Bununla birlikte, ülkemizdeki farklı dillerin ve kültürlerin korunması için kamu kaynağı ve yetkisi adil bir şekilde kullanılmalıdır. Hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkeleri gereği, kullanılan kaynaklarla ilgili kamuoyu düzenli olarak bilgilendirilmelidir. Ademi merkeziyetçilik ilkesi ve Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da güçlü bir şekilde hayata geçirilmelidir.

Kalıcı barışın ve güven inşasının sağlanmasında özellikle kadınların sürece dahil edilmesi şarttır. 1325 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, kadınların, çatışmaların önlenmesi, çözümlenmesi ve barışın sağlanmasındaki önemli rollerini belirtmektedir. Kararda, barış ve güvenliğin korunması ve geliştirilmesine yönelik çabalara kadınların tam olarak dahil edilmesi ve çatışmaların önlenmesi ve çözümlenmesiyle ilgili kararların alınmasında, kadınların rollerinin arttırılması gerektiği vurgulanmaktır. Türkiye, Birleşmiş Milletler’in üye devletlerinden biri olarak Güvenlik Konseyi’nin bu kararını, bir ilkeler bütünü olarak kabul etmeli, çözüm sürecinde kadınların rolünü arttırmalıdır.

Ülkemizde yaşananların, çözüm sürecini olumsuz etkilemesine izin verilmemelidir. Uyuşmazlık çözümüne ilişkin araştırmalar ve dünyadaki iyi uygulamalar örnek alınarak, kapsamlı çözüm önerileri getirilmeli ve bir an önce uygulanılmaya konulmalıdır. Çözüm sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve toplumda güvenin yeniden inşası için, bütün tarafların benimseyeceği uzlaşmacı ortak bir dil geliştirilmeli, vatandaşlarımızla yakın akrabalık ve komşuluk ilişkisi içindeki Kobani halkı konusunda gerekli duyarlılık gösterilmelidir.

Denge ve Denetleme Ağı, birbirinden farklı hayat görüşlerini içeren 166 sivil toplum örgütünden oluşmaktadır. Tüm farklılıklarımıza rağmen, bizi özel kılan, demokrasi tarafında, bir arada durabilmemizdir. Demokrasi ve barış kültürünü yerleştirmek için, birlikte olmamız gerektiğinin ısrarla altını çiziyor, toplumun bütün kesimlerini sağduyulu olmaya çağırıyoruz.