Bağımsız Yargı ve Denge Denetleme İlişkisi

headline

15 Nisan 2016

Demokratik ülkelerde denge ve denetleme sistemi bir kurum ya da bireyin diğerlerinden daha güçlü olmasını engellerken; tüm kurum ve bireylerin denetlenmesini, güçlerinin sınırlanmasını sağlar. Hesap verebilir, açık ve şeffaf bir sistemi, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını garanti altına alır.

Denge ve denetleme sistemi kaynağını, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerinden alır. “Kuvvetler ayrılığı” ilkesi, gücü elinde tutan kişinin /kişilerin yetkilerinin kısıtlanmasını ya da gücün merkezileşmesini engellemek için devletin yasama, yürütme ve yargı işlevlerinin birbirinden farklı kurumlar tarafından yürütülmesi fikrinden ortaya çıkmıştır. Ancak demokratik bir sistem için bu, tek başına yeterli değildir. Bu işlevleri yerine getiren kurumlar arasında denge sağlayarak denetleme mekanizmalarını oluşturacak bir “denge ve denetleme” sistemine de ihtiyaç vardır. İşte bu noktada, “hukuk devleti” kavramının ve yargının rolü kilit öneme sahiptir.

Hukuk devletinde, başta devletin kendi faaliyetlerini yürütürken kullandığı güç olmak üzere, her türlü güç hukuk yoluyla sınırlandırılır ve yargısal denetime tabidir. Bir tür “hakemlik mekanizması” olarak da değerlendirilebilecek yargı erkinin denge denetleme sistemindeki bu işlevini yerine getirebilmesi için bağımsız ve tarafsız olması şarttır.

Yargı Nedir?

Bir toplumda bireylerin birbirleriyle ya da devletle olan ilişkilerinden ortaya çıkan uyuşmazlıkları şiddete başvurmadan çözme işlemidir. Yargı işleminde, var olan yasalar, günlük hayattaki somut durumlara uyarlanarak haklı ve haksız, suçlu ve suçsuz birbirinden ayırt edilir. Böylece adaletin gerçekleşmesi sağlanır. Vatandaşların gözünde yargı, yaşamın olağan akışının bozulduğu du­rumlarda karşı karşıya gelinen ve kendisinden buna çare üretecek bir karar beklenen mercidir.                                                                                                                                                        

Yargı süre­cinden çıkan karar, hukuku somut olay bağlamına yerleştirir; hukuk düzeniyle yaşayan hukuk arasında bir ilişki kurar. Bu karar, aynı zamanda, insanın belli toplumsal ilişkilerini düzenler. Bütün bunlar, yargının insan hayatını temelden etkileme konusundaki güçlü potansiyelinin göstergeleridir.

Yargı Bağımsızlığı

Yargı bağımsızlığı, en yalın şekil­de, hâkimlerin “kararlarını verirken hür olmaları, hiçbir dış baskı ve te­sir altında bulunmamaları”nı ifade eder. Baskı yapılması kadar, yapı­labilmesi ihtimali de hâkimlerin bağımsızlığını zedeler. Yargı bağımsızlığı olmadan, huku­ken tanınmış hak ve özgürlükler içi boş birer vaade dönüşür.

Yargıyı etkileyip tarafsızlıktan uzaklaştırabilecek tek güç siya­sal otorite değildir elbette. Yargı bağımsızlığının, bizzat yargının kendisine karşı; aynı şekilde medya ve baskı gruplarına karşı korunması da, bu konu kapsamında ele alın­ması gereken sorunlardır. Yargı bağımsızlığını sağlamak için 1982 Anayasasası’nda hükümler mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 138. – Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır, bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.

Yargı bağımsızlığının tarihsel gelişimine ve amacına bakıldığı zaman, esas hedefin siyasal otoriteden gelecek etkileme girişimlerine karşı yargıya bir kalkan oluşturmak, böylelikle de yargıyı haklar ve özgürlükler için bir güvence haline getirmektir. Günümüzde siyasal otoritenin etkisinin yanı sıra, yargının medya ve baskı gruplarının etkisi altında kalmaması için de güvenceler düşünmek gereklidir.

Bağımsızlık aslen yargının görevini yerine getirmesi sırasında içinde bulunduğu davranış veya durumdan çok, hâkimlerin başkalarıyla, özellikle de yürütme organıyla ilişkilerinin ve statüsünün güvencelerine gönderme yapan bir kavramdır. Bu yüzden de bağımsızlığın sağlanması için öncelikle hâkimleri dış etkilerden koruyacak yapısal güvencelerin sağlanması gereklidir.

Yargı bağımsızlığına ilişkin uluslararası metinler göz önünde bulundurularak, bağımsızlık için gerekli olan asgari unsurlar:

  • Hâkimlerin atanma ve kariyerlerine ilişkin güvenceler
  • Görev ve süre şartlarına ilişkin güvenceler
  • Mali güvenceler
  • Yargının iç işleyişine ilişkin ilkeler
  • Meslektaşlara karşı bağımsızlık
  • Mahkemelerin bağımsız görünümü

Hâkimlik Teminatı

Yargı bağımsızlığı ancak hâkimlerin herhangi bir baskı veya tehditle karşılaşmaksızın görevlerini tam bir serbestlik için yerine getirmeleri halinde anlam kazanır. Bu nedenle yargı bağımsızlığı, hâkimlere kendi meslek ve varlıklarını tehlikeye atmaksızın her türlü korku ve endişeden kurtulmuş bir şekilde görev yapma imkanı sağlayan kişisel güvencelerle donatılmalarını gerektirir. Hâkimlik teminatı, hâkimlerin, maddi ve manevi baskıdan uzak görev yapmalarını sağlayacak güvenceler olarak tanımlanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 139 - Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.

Denge ve denetleme hakkında daha fazla öğrenin.

Yargı bağımsızlığı ve denge denetleme hakkında daha fazla öğrenin.