17 Nisan İçin Bir Not: Vekilimi Kendim Seçmek İstiyorum!

13 Nisan 2017 

Denge ve Denetleme Ağı (DDA) olarak yeni bir anayasa hedefiyle kurulduğumuz günden bu yana, hepimizin ortak bir hayali ve talebi var: Haklarımızın tam manasıyla korunduğu demokratik ve adil bir Türkiye'de, huzur, refah, barış içinde yaşamak. Bunun ise, ancak sağlıklı işleyen bir denge ve denetleme sistemiyle mümkün olduğunu biliyoruz. Bu hayali gerçekleştirebilmek üzere, Türkiye’nin 81 ilinden, farklı konularda çalışan 300’e yakın sivil toplum örgütü bir aradayız.


Biliyoruz ki, demokrasi kültürünü geliştirebilmenin en önemli yollarından biri, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanması... Bu ikisini tesis etmemiz gereken ilk yer ise TBMM. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bizim meselelerimize çözümler getirmek adına temsilcilerimizi seçerek gönderdiğimiz, hepimizin ortak temsil alanı, parlamentomuz. Demokrasimizin güçlenmesi, vekillerimizin gerçek anlamda hesap verebilir olabilmesi için biz seçmenler ile temsilcilerimiz arasında şeffaf ve doğrudan bir ilişki olması çok önemli.


Ne var ki, siyasi partiler ve seçim kanunlarının düzenleniş biçimi, milletvekillerinin adaylık sürecinde, seçmenlerden ziyade siyasi parti genel merkezlerine ve liderlerine avantaj sağlıyor. Bunun sonucunda vekil adayları büyük ölçüde parti liderlerinin kontrolünde seçiliyor. Tekrar seçilebilmeleri için kendi seçmenlerinden önce parti liderlerinin gönüllerini hoş tutmaları gerektiğini biliyorlar. Bu da çarpık bir hesap verme anlayışına sebep oluyor. Aynı zamanda yüzde 10 seçim barajı, temsiliyetin önünde önemli bir engel olarak ortada dururken, bireylerin demokrasiye olan inancını zedeliyor.


Milletvekillerimizin doğrudan seçmenlere karşı sorumlu olmaları, demokrasimiz açısından hayati önem taşıyor. Vatandaşlar olarak, bizi çok ilgilendiren siyasi süreçlere, seçimden seçime değil, sürekli biçimde katılabilmemiz ancak bu şekilde mümkün olabilir. Bunun için de, hem seçim kanunumuzu hem de siyasi partiler kanunumuzu yenilemeli; çok yüksek olan yüzde 10 seçim barajını toplumun tüm kesimlerini dikkate alarak düşürmeli; seçmen ile vekil arasındaki aracıları en aza indirmeliyiz.


17 Nisan sabahında referandum geride kalmış olacak fakat demokrasimizin karşı karşıya olduğu sorunları çözebilmek için var gücümüzle çalışma gereği ortadan kalkmayacak. Biz DDA olarak, referandumdan ne sonuç çıkarsa çıksın, seçim sistemi ve siyasi partiler kanununun, öncelikli biçimde çalışılması gereken alanlar olduğuna inanıyoruz. Bu alanlarda, yukarıda ifade ettiğimiz bakış açısıyla yapılacak değişikliklerin demokrasimizi geliştireceğini; vatandaşlar olarak hepimizin kendisini ait ve sorumlu hissettiği bir ortam yaratacağını biliyoruz. Bu vesileyle, yasama reform grubumuz başta olmak üzere, Denge Denetleme Ağı olarak, bu alanlardaki çabalarımızın referandum sonrasında da artarak devam edeceğini ilan ediyoruz. Demokratik ve özgür bir ülke için vekilimizi kendimiz seçmek istiyoruz!

Metni pdf olarak indirin.