Açlık Grevi Kritik Evrede, Demokrasi için Normalleşme

Açlık Grevi Kritik Evrede, Demokrasi için Normalleşme

12 Temmuz 2017 

Geçen yıl, 15 Temmuz’da gerçekleşen darbe girişiminin ertesinde ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) birinci yılını doldurmak üzere. Darbe gibi anti-demokratik bir müdahalenin ardından tedbir almanın önemi ortadadır. Bununla birlikte, OHAL ancak geçici, sınırlı ve denetlenebilir bir süreç olarak işletilirse demokrasiye hizmet eder hale gelecektir. OHAL KHK’leri ile işlerinden ihraç edilen Akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’nın cezaevinde sürdürdükleri açlık grevi ve yankıları, toplumda normal hukuk şartlarına dönülmesi yönünde hissedilen demokratik ihtiyacın bir göstergesi olarak ortaya çıkmış ve krize dönüşmüştür.

Yaşama hakkı, insanın en biricik ve öncelikli hakkıdır. Meclis ve yetkili makamların, OHAL şartlarının sona erdirilerek normalleşme sürecine geçiş yapılması yönünde üstlenecekleri sorumluluk, yaşama hakkının bütün taraflarca içselleştirilmesi ve hem vicdani hem de adil bir çözüme katkıda bulunulmasının önünü açacaktır. Bu sorumluluğun gereği, açlık grevinin en kritik dönemine girildiği ve her dakikanın hayati önem taşıdığı göz önünde bulundurularak ivedilik içinde yerine getirilmelidir.

Metni pdf olarak indirin.