Sivil Toplumun Hedef Gösterilmesi Değil Süreçlere Etkin Bir Şekilde Dahil Edilmesi Gerekir

Son dönemde meslek örgütü niteliğindeki sivil toplum kuruluşlarının siyasetçilerin ve karar vericilerin hedefi haline getirilmesinden büyük kaygı duyuyoruz. 
 
Çünkü sivil toplum kuruluşları, vatandaşların yönetim süreçlerinde söz söylemesinin, etki yaratmasının, başka bir deyişle karar alma süreçlerine katılmasının vazgeçilmez bir aracıdır. Bu nedenle örgütlenme özgürlüğü, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvenceye alınmıştır. 
 
Meslek örgütü niteliği taşıyan sivil toplum kuruluşları ise, sadece kendi meslek gruplarının hak ve çıkarlarını korumakla kalmazlar. Aynı zamanda yürütmenin ve kamu kurumlarının kendi meslek alanlarındaki faaliyetlerini izleyip, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu da üstlenirler. Bu bakımdan meslek örgütleri, işleyen demokrasilerde denge ve denetleme mekanizmalarının etkin bir parçasıdır. 
 
Bizler, Denge ve Denetleme Ağı çatısında bir araya gelen 300’e yakın sivil toplum kuruluşu olarak, korona virüsü salgınıyla büyük bir özveriyle mücadele eden sağlıkçıların meslek örgütlerinin salgın sürecine ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle hedef gösterilmesini kabul edilemez buluyoruz. 
 
Vatandaşların yönetim ve denetim süreçlerine aktif şekilde katılabildiği bir demokrasi için sivil toplumun dışlanmasına ve hedef gösterilmesine değil süreçlere daha etkin bir şekilde dahil edilmesine ihtiyaç olduğunu tüm karar vericilere hatırlatıyoruz.